Çocuk Alerjileri ve Astım Hakkında Bilmek İstedikleriniz


ASTIMLI HASTALAR İÇİN GENEL ÖNLEMLER
Astım korkulacak bir hastalık değildir. Hekim-hasta-aile işbirliği sağlandığında, düzenli takip ve tedaviyle iyi seyreden, çocuğun normal yaşamını sürmesine engel oluşturmayan ve zaman içinde tamamen geçme ihtimali olan bir hastalıktır. Aşağıdaki önlemlere uyulması çocuğumuzun şikayetlerinin azaltılmasına yardımcı olacaktır.
 
Ø      Evin hiçbir yerinde kesinlikle SİGARA İÇMEYİNİZ, İÇİRMEYİNİZ. Mümkünse kendi sağlığınız ve çocuğunuzun sağlığı için en kısa sürede sigarayı bırakınız. Sigarayı bırakmakta zorlanıyorsanız doktorunuzdan yardım alınız.
Ø      Çocuğunuzu enfeksiyonlardan korumak için elinizden geleni yapınız. Hasta olan kişilerden uzak olmasını sağlayınız. Evde ellerinizi sık sık yıkayınız. Çocuğunuza okulda ellerini yıkama alışkanlığı kazandırınız. Solunum yolu enfeksiyonlarının yoğun olduğu dönemlerde kalabalık ortamlara sokmayınız.
Ø      Hava kirliliği olan dönemlerde mümkünse çocuğunuzu dışarı çıkarmayınız.
Ø      Çocuğunuzun alerjisi varsa duyarlı olduğu maddelerden korunması için gereken önlemleri alınız.
Ø      Çocuğunuza hastalığını anlatınız. İlaçlarını kullanmayı ve ne zaman kullanması gerektiğini, alerjenlerden korunma yöntemlerini öğretiniz. Rahatlatıcı ilacının her zaman yanında olmasını sağlayınız.
Ø      Çocuğunuz okula gidiyorsa öğretmenine, değilse onunla ilgilenen kişilere (büyükanne, bakıcı, komşu, vb) hastalığı, ilaçların kullanımını ve alerjenlerden korunma önlemlerini anlatınız.
Ø      Çocuğunuzun ilaçlarını düzenli kullanınız. İlaçlarla ilgili endişeleriniz varsa veya bir yan etki olduğunu düşünüyorsanız doktorunuza ulaşınız. Doktorunuzla görüşmeden ilacını kesmeyiniz.
Ø      Tedavisi sırasında beklenmeyen şekilde durumunda değişiklik olursa mutlaka doktorunuza ulaşınız.

                                                    

 

 

 

 

 

 

 

EV TOZU AKARLARINDAN KORUNMA ÖNLEMLERİ
 
Akarlar (mite), ev tozunda yaşayan gözle görülemeyecek kadar küçük canlılardır. Her evde bulunurlar ancak miktar ve yoğunlukları ortamdan ortama değişiklik gösterir. Akar alerjisi olanlarda evde yoğunluklarının azaltılması şikayetlerin azaltılabilmesi için önemlidir. Akarlar en çok nemli ve sıcak ortamları severler. Bu nedenle daha çok yatak, yastık, döşemeler ve halılarda bulunurlar. Aşağıdaki önlemleri alarak evinizde akar yoğunluğunu azaltabilir böylece çocuğunuzun şikayetlerinin azalmasına yardımcı olabilirsiniz:
 
Ø      Ev içinde duvardan duvara halı kullanmayınız.
Ø      Çocuğunuzun yatak odasında
o       Hiç halı kullanmayınız.
o       Yün ve kaztüyü-kuş tüyü yatak yastık yorgan kullanmayınız. Elyaf veya pamuklu olanları tercih ediniz. Peluş veya yün battaniye kullanmayınız.
o       Dolap dışında hurçlar, döşekler, rulo halılar, vb bulundurmayınız.
o       Mümkün olduğu kadar az eşya bulundurunuz. Döşeme, dolgu maddesi içeren eşyalardan kaçınınız.
o       Gece uyku sırasında bez, tüylü, peluş, vb oyuncakları bulundurmayınız. Çocuk bu oyuncaklarla kısa süreli oynayabilir ancak daha sonra oyuncaklar yatak odasının dışında bulundurulmalı, haftada bir kez en az 60 derecede yıkanmalı veya buzlukta dondurulmalıdır. Asla bu oyuncaklarla yatağa girmesine izin verilmemelidir.
Ø      Nevresim, yastık kılıfı, vb haftada bir kez en az 60 derecede yıkanmalıdır.
Ø      Yatak odası her gün havalandırılmalıdır.
Ø      Haftada bir kez oda temizlenmelidir. Ancak süpürge ile temizlik yapılırken, çamaşır suyu, vb kullanılırken çocuğunuz aynı ortamda bulunmamalıdır.
Ø      Perdelerinizi ayda bir yıkayın. Ağır kalın kumaş perdeleri tercih etmeyin.
Ø      HEPA filtreli hava temizleyicileri kullanabilirsiniz.

      

HAMAM BÖCEĞİNE ALERJİSİ OLANLAR İÇİN ÖNLEMLER
Hamam böcekleri evimizde görmesek bile apartman içi ve tesisatta bulunabilirler. Bu nedenle gerekli önlemlerin sürekli olarak alınması önemlidir.
 
Ø      Evde tüm besinleri kapalı kaplarda tutunuz.
Ø      Açıkta kirli bulaşık bulundurmayınız.
Ø      Çöp kutularının kapaklarını kapalı tutunuz.
Ø      Yemek artıklarının çevrede kalmamasına, evde dolaşarak yemek yenilmemesine özen gösteriniz.
Ø      Tesisat çıkışları, buzdolabı ve fırın altı gibi bölgelerde çocukların ulaşamayacağı şekilde kalıcı böcek yemlerinden bulundurunuz.

Evde böcek görülmesi halinde detaylı ilaçlama yapılarak evin böceklerden arındığından emin olunuz. İlaçlama sırasında çocuğunuzun ortamda bulunmamasına dikkat ediniz.

KÜF MANTARLARINA ALLERJİSİ OLANLAR İÇİN ÖNLEMLER
Küf mantarları evde çok farklı ortamlarda çoğalabilir ve alerjisi olan çocuklarda şikayetleri arttırabilirler. Özellikle nemin yoğun olduğu yerlerde bulunurlar.
 
Ø      Küf barındıran eski mobilya, yatak saksı bitkileri, akvaryum ve kuş kafesleri evde tutulmamalıdır.
Ø      Evin nemi azaltılmalı, doğal havalandırma kullanılmalıdır. Nemlendiriciler tercih edilmemeli, evde çamaşır kurutulmamalıdır.
Ø      Su sızıntısı olan yerler su geçirmez izolasyon malzemeleriyle tamir edilmelidir.
Ø      Bodrum, banyo ve mutfak gibi bölümler, çöp kutuları ve buzdolapları sık sık temizlenmelidir.

Küflenen yüzeyler çamaşır suyu ile temizlenmeli ancak bu temizlik sırasında çocuğun aynı ortamda bulunmaması sağlanmalıdır.

POLEN ALLERJİSİ OLANLAR İÇİN KORUNMA ÖNLEMLERİ
Polenler ağaçlar, çimenler, yabani otlar ve hububatların tozlaşma döneminde havaya saçtığı mikroskopik parçacıklardır. Polenlerden tamamen kaçınmak mümkün değildir; ancak bazı önlemler alark onlara çocuğumuzun daha az maruz kalmasına yardımcı olabiliriz. Polen alerjisi olanlarda karşılaşmanın azalması, şikayetlerin azalmasına yardım eder. Polenlerin yoğun olduğu dönemde:
 
Ø      Evinizi sabahları havalandırmayınız. Pencere ve kapıları en azından öğlen saatlerine kadar kapalı tutunuz. Havalandırma yaptıktan sonra tekrar kapatınız.
Ø      Çocuğunuzu mümkünse akşam saatlerine kadar dışarı çıkarmayınız.
Ø      Okula gitmek zorunda olduğunda en azından öğlene kadar olan tenefüsleri sınıfta geçirmesini sağlayınız.
Ø      Yeşilliklerin ağaçların fazla olduğu ortamlardan kaçınmaya çalışınız.
Ø       Çamaşırlarınızı evin içinde kurutunuz.
Ø      Dışarıdan geldiğinde çocuğunuzun giysilerini değiştiriniz ve mümkünse duş aldırınız.
Ø      Çocuğunuz arabadayken camları kapalı tutunuz ve mümkünse polen filtreli klima kullanınız.
Ø      Evinizde de polen filtreli klima kullanabilirsiniz.
 

Bu önlemlerin uygulama şiddeti çocuğumuzun şikayetlerinin şiddetiyle orantılıdır. Çocuğun açık havaya çıkma ihtiyacı olduğu ve aşırı kısıtlanarak arkadaşlarından uzaklaştırılmasının psikolojik sorunlara neden olabileceği unutulmamalıdır. Polen döneminde şikayetleri çok şiddetli olan bazı hastalarımızda bu kurallara çok katı uyulması gerekebilmekle birlikte çoğu zaman biraz özen göstermek yeterli olmaktadır.

 

 
YOK
 --
 
AZ
Sadece duyarlılığı çok yüksek hastalarda alerji semptomlarına neden olur.
ORTA
Alerjik hastaların önemli bir kısmında semptomlara neden olur.
YÜKSEK
Duyarlılık derecesi ne olursa olsun çoğu hastada semptomlara neden olur.
 
ÇOK YÜKSEK
Duyarlılık derecesi ne olursa olsun tüm hastalarda semptomlara neden olur.
 2009
AY
OCAK
ŞUBAT
MART
NİSAN
MAYIS
HAZİRAN
HAFTA
1
2
3
4
1
2
3
4
1
2
3
4
1
2
3
4
1
2
3
4
1
2
3
4
Ağaç
poleni
Çayır
poleni
Ot
poleni
Mantar
sporu
 
 
 
 
 
 
 
AY
TEMMUZ
AĞUSTOS
EYLÜL
EKİM
KASIM
ARALIK
HAFTA
1
2
3
4
1
2
3
4
1
2
3
4
1
2
3
4
1
2
3
4
1
2
3
4
Ağaç
poleni
 
 
 
 
 
 
Çayır
poleni
 
 
 
 
 
 
Ot
poleni
 
 
 
 
 
 
Mantar
sporu
 
 
 
 
 
 

 

Çocuklarımız, canlarımız, yaşam neşelerimiz. Onlar için her şeyin en iyisini istiyoruz. Ama nedense bazen onlara bunu anlatmakta ve onları anlamakta zorlanıyoruz. Aslında iletişim her ilişkinin en önemli yapı taşıdır. Onlara ne kadar sevildiklerini ve ihtiyaç duyduklarında yanlarında olduğumuzu anlatabilmemiz, onların yaşadığı karmaşık duyguları, karşılaştıkları zorlukları anlayabilmemiz için iyi bir iletişim kurabilmemiz gerekiyor. Ne yazık ki bu bize hayatta en az anlatılan ve öğretilen şey; bu yüzden bu noktada hepimiz zorlanıyoruz. Hatalar yapıyoruz, hatta bazen ümitsizliğe kapılıyoruz. Aşağıda aile-çocuk iletişimini yapılandırabilmek için geliştirilmiş bazı öneriler bulacaksınız. Sabırla ve istekle uygulandıklarında yararı olduğu kanıtlanmış öneriler. Ancak hiçbir önerinin mucize olmadığını ve insanlar için davranış değişikliğinin zaman aldığını unutmamak gerek. Siz ve çocuğunuz size özelsiniz. Bu önerileri, sizlerin kişilik özelliklerine, ev ve çevre koşullarına uyarlayarak, sabırla, sevgiyle ve saygıyla uygularsak birbirimizi daha iyi anlayabilir ve birlikte daha mutlu olabiliriz.
 
  • Çocuğunuzun, onunla ilgilendiğinizin ve ihtiyaç duyduğunda yardım etmeye hazır olduğunuzun farkına varmasını sağlayın.
    • Çocuğunuz sizinle konuşmak istediğinde televizyonu kapatın, gazetenizi indirin.
    • Yüz yüze olacak şekilde duruş alın. Çocuğunuz küçükse ve ayaktaysanız boyuna göre, oturun veya çömelin.
    • Çocuğunuzla önemli bir şey paylaşırken telefona cevap vermeyin veya meşgul olduğunuzu belirterek kısa görüşün.
    • Konu özellikle başka birini ilgilendirmediği sürece başka kişilerin konuşmanıza katılmasına izin vermeyin. En iyi iletişim siz baş başayken sağlanır.
    • Başkalarının yanında çocuğunuzu utandırmak veya tartışma noktası yapmak onu size sorunlarını anlatmaktan uzaklaştıracaktır.
  • Eğer çocuğunuzun yaptığı veya söylediği şey sizi çok kızdırdıysa konuşmayı sakinleşene kadar erteleyin. İnsan gerçekten kızgın olduğunda doğru değerlendirme yapamaz ve istemediği kelimeler kullanabilir. Sakinleştikten sonra konuyu konuşmayı deneyin; ama fazla geciktirmeyin
  • Eğer çok yorgunsanız iyi bir dinleyici olamayabilirsiniz. Konu çok acil değilse çok yorgun olduğunuzu çocuğunuza açıkça ifade edin ve yakın bir zaman belirleyerek konuşmayı erteleyin. En kısa zamanda dinlenerek konuya zaman ayırmayı ihmal etmeyin.
  • Dikkatle ve kibarca dinleyin. Çocuğunuz anlatırken sözünü kesmeyin. En yakın arkadaşınızın sorununu dinliyormuş gibi saygılı olun.
  • Büyüklere özgü ‘ben bitirince sen konuşursun’, ben senin için en iyisini biliyorum’, ‘benim dediğimi yapacaksın ve sorunun çözülecek’ konuşmalarından, öğütlerden, moral verme sözlerinden mümkün olduğunca kaçının. Bir arkadaşınıza sizi çok sıkan bir konuyu anlatmaya çalıştığınızı ve onun size sürekli çözümler söylediğini, öğütler verdiğini düşünün. Bu durumda anlatmaya devam etmek ister misiniz? Bazen gerçekten sadece dinlenmeye ve anlaşılmaya ihtiyacımız vardır.
  • Çocuğunuzun hikayesini tamamlamasına izin verin. Sözünü tamamlamamışken ortaya çıkan küçük tehlikeleri düzeltme telaşıyla konunun aslını kaçırabilirsiniz. Sabırlı olun. Örnek: çocuk sözünü bitirmemişken anne, ‘onların ne yaptığı umurumda değil, senin asla böyle bir davranışa eşlik etmemen gerek’ diyerek iletişimi sona erdirebilir ve çocuğun aslında anlatmak istediğini öğrenemeyebilir.
  • Aşağıdaki maddeler sıkça kullanılan ve ne yazık ki iletişimin kesilmesine neden olan ve bir dahaki sefere çocuğun anlatmak istememesiyle sonuçlanan olumsuz davranışlardır. Sabırla dinlemeye ve bunları yapmamaya çalışın:
    • Emir vermek, yönlendirmek
    • Uyarmak, göz dağı vermek
    •  Ahlak dersi vermek
    • Öğüt vermek, çözüm ve öneri getirmek
    • Öğretmek, nutuk çekmek, mantıklı düşünceler öne sürmek
    • Yargılamak, eleştirmek, suçlamak
    • Övmek, aynı düşüncede olmak
    • Ad takmak, alay etmek
    • Yorumlamak, analiz etmek, tanı koymak
    • Güven vermek, desteklemek, avutmak
    • Soru sormak, sınamak
    • Sözünden dönmek, oyalamak, şakacı davranmak, konuyu saptırmak
 
  • Çocuğunuzu anlatmaya devam etmesi için yüreklendirmek ve onu dinlediğinizi, anladığınızı belli etmek için ‘basit kapı aralayıcılar’ı kullanın:
Basit Kapı Aralayıcılar: "Anlıyorum", "Oh", "Hımm' “olur”, "Bana ondan söz et', "Duymak istiyorum", "Senin görüşün ilgimi çekiyor", "Bu konuda konuşmak ister misin”, “Bunu tartışalım", “Anlatacaklarını dinlemek istiyorum" "Bana her şeyi anlatmanı istiyorum", "Bu konuda bir şeyler söyleyecek gibisin”, "Bu senin için önemli gibi görünüyor”, “Duygularını açıklamaya hakkın var", “Senden öğreneceğim, şeyler olabilir”, "Senin görüşünü gerçekten öğrenmek istiyorum”, vb.
Bu tip yaklaşım sadece çocukları değil yetişkinleri de yakınlaştırır. Temelde değerli olduğunu, sayıldığını, önemli olduğunu hissettirmek esastır.
  • Eleştirici, üzücü kelimeler kullanmayın. Örnek: ‘aptal, anlattıklarının hiçbir anlamı yok’, ‘ne bileceksin, sen sadece bir çocuksun’, gibi.
  • Bazen bir sorunu anlatmak gerçekten zordur. Çocuğunuzun işini kolaylaştırmak ve iletişimin devamını sağlamak için, “etkin dinleme” yöntemini kullanabilirsiniz. Bu yöntemi doğru uygulamak biraz deneyim ve sabır ister. Çocuğunuz gerçekten dinleyebileceğinizi düşündüğünüz ve istekli olduğunuz zamanlarda bu yöntemi kullanmayı tercih edebilirsiniz.
    • Etkin dinlerken kendinizi çocuğunuzun yerine koymalı, duygularını ve söylediklerinin altında yatanları anlamaya çalışmalısınız.
    • Etkin dinlemede çocuğunuzun duygusunu anladığınızı düşündüğünüzde, “şöyle hissediyorsun” gibi bir cümle kullanırsınız.
    • Çocuğun sözle ifade ettiği duyguyu yeni bir cümleyle tanımlayarak, onu anladığınızı, onu ve duygusunu kabul ettiğinizi belirtmiş olursunuz. Örnek: Herhalde bir annenin en son duymak isteyeceği cümle “senden nefret ediyorum” dur. Bu cümleye şefkatli bir yüz ifadesiyle “Gerçekten çok kızgın olmalısın. Yaptığım bir şey seni çok kızdırmış olmalı” gibi bir yanıt vermek, çocuğun öfkesinin azalmasını, size neden kızdığını ifade etmesini ve konuşmanın devamında sorunun çözülmesini sağlayabilir. 
    • Etkin dinleme, ebeveyn kendi düşüncelerini kabul ettirmek için kullandığında yara yerine zarar getirir.
    • Çocuk yüz ifadesi veya sözleriyle ‘etkin dinleme’yi istemediğini belirtebilir. Bu durumda basit kapı açıcılara dönülmeli, ısrar edilmemelidir.
  • Çocuğunuz anlatmayı bitirdiğinde, ona onu anladığınızı, ne yapmış veya yapmamış olursa olsun onu kabul ettiğinizi ve sevdiğinizi hissettirin. Kabul, bir toplumun içinde gelişip, olabileceği en güzel çiçeğe dönüşmesine yardım eden verimli bir toprak gibidir.
  • Artık çocuğunuzun sizden ayrı bir birey olduğunu görebilmelisiniz. Bunu anlamak çocuğun kendi duygularının olmasını anlamanıza ve nesneleri kendine göre algılamasına "izin" vermenize destek olur. "Ayrılığı" yalnızca hissetseniz bile çocuğa yardımcı olabilirsiniz. Çocuğun sorunları olduğunda onun yanında olmalı ama karışmamalısınız.
  • Anlatımı bittikten sonra konuyla ilgili bildikleriniz veya duyduklarınız varsa bunları çocuğunuzla paylaşabilirsiniz.
  • Kendi çocukluk, gençlik döneminizde benzer sıkıntılar, duygular yaşadıysanız bunları örnek verebilirsiniz. Böylece hem anlaşıldığını, hem de yalnız olmadığını, bazı dönemlerde insanların benzer sıkıntıları yaşayabildiğini fark etmiş olur. Ama kendi uyguladığınız çözüm yollarını o sormadığı sürece anlatmayın ve ona kabul ettirmeye çalışmayın.
  • Eğer sizden yardım istiyorsa, çözüm bulmasında ona yardımcı olun. Ama hiçbir zaman doğrudan kendi çözümlerinizi ona kabul ettirmeye çalışmayın. Bırakın konuyla ilgili çözüm seçeneklerini bulsun, sonuçlarını gözden geçirsin ve kendi kararını kendisi versin. Bu aşamada ‘basit kapı aralayıcıları’ ve/veya ‘etkin dinleme’ yöntemini kullanabilirsiniz.
    • Örnek (etkin dinleme):
 Çocuk: Ali bugün benimle oynamıyor. Benim dediklerimi yapmak istemiyor.
Anne: Ali’ye kızgınsın
Çocuk: Evet. Bir daha onunla oynamayacağım. Arkadaşım olmasını istemiyorum.
Anne: Ona öyle kızgınsın ki onu bir daha görmek bile istemiyorsun.
Çocuk: Doğru. Ama o arkadaşım olmazsa oynayacak başka kimse kalmaz.
Anne: Arkadaşsız kalmak hoşuna gitmiyor.
Çocuk: Evet. Galiba onunla iyi geçinmeliyim. Ama ona kızmamam da zor olacak.
Anne: Ali’yle daha iyi geçinmek istiyorsun. Ama ona kızmamak sana zor gelecek
Çocuk: Eskiden ona kızmazdım, çünkü ne istersem onu yapardı. Artık onu yönetmeme izin vermiyor.
Anne: Ali’yi etkilemek artık kolay değil.
Çocuk: Öyle. Artık büyüdü. Ama şimdi daha çok eğleniyoruz.
Anne: Onu bu haliyle daha çok beğeniyorsun.
Çocuk: Evet. Ama onu yönetmekten vazgeçmek biraz bana zor geliyor. Öyle de alışmıştım ki. Arada bir onun istediğini yaparsak belki daha az dövüşürüz. İşe yarar mı dersin.
Anne: Onun isteklerini de dikkate almanın ilişkinize yardımcı olabileceğini düşünüyorum.
Çocuk: Evet deneyeceğim.
  • Çocuğunuzun da hepimiz gibi zaman zaman yalnız kalmaya, kendini dinlemeye ihtiyacı olabilir. Kendinizin de çocuğunuzun da bazen kendi kendine kalmasına izin verin.
  • Çocuğunuzla günlük normal konuşmaları ihmal etmeyin. Günaydın, eline sağlık, nasılsın, hoşgeldin gibi sıradan konuşmalar bir ilişkiyi devam ettiren basit alışkanlıklardır.
  • Bir sorunu paylaşma dışında da birlikte zaman geçirmeye özen gösterin. Çocuğunuzla konuşmak için bir sorun olmasını beklemeyin. Onun ilgisini çekebilecek konularda sohbet edin. Birlikte vakit geçirmek için fırsatlar yaratın (bir film seyretmek, sergi gezmek, dergi karıştırmak, kek yapmak, çay içmek, oyun oynamak,vb)
  • Evdeki iş ve sorumlulukları çocuğunuzla paylaşıp birlikte yapın. İş yaptırma şeklinde değil ama paylaşma anlayışıyla, birlikte yapılacak tamirat, yemek pişirme, temizlik,vb işler, eğlenceli ve işe yarar bir ortak zamana dönüşebilir. İşe yaramak insanı mutlu eder ve değerli hissettirir. Ayrıca evdeki işleri paylaşmak çocuğunuzda, hayatınızı paylaştığı duygusunu pekiştirir.
  •  Çocuğunuza karşı dürüst ve içten olun. Bir ilişkinin güçlü ve olumlu olmasını sağlayan içtenlik ve dürüstlüktür. Onun dürüst ve içten davranışlarını da takdir ederek ödüllendiriniz.
  • Siz de yaşadığınız duyguları, sevinçleri, sorunları, üzüntüleri içten olarak çocuğunuzla paylaşınız (tabii yaşına ve duruma uygun şekilde). Sizin onunla paylaşmanız ona, gerektiğinde onun da sizinle paylaşabileceğini anlatır. Hatta sorunlarınız ve vermeniz gereken kararlarla ilgili onun fikrini alın, uygun olanlarını uygulayın. Bu çocuğunuzun onu ve onun düşüncelerini önemsediğinizi anlamasını sağlar, özgüvenini geliştirir.
  • ‘Sen’ dilinden çok, ‘ben’ dilini kullanın. Örneğin “sen çok dağınıksın, tembelsin” demek yerine, “ben odan düzenli olursa eşyalarını daha kolay bulabilirsin diye düşünüyorum” deyin. “Sen bu müziğin sesini hep sonuna kadar açıyorsun, saygısızsın” yerine “ben müziğin sesinin bu kadar yüksek olmasından rahatsız oluyorum” deyin. Böylece suçlamak yerine duygularınızı ifade etmiş olursunuz.   Ben dilini kullanırken yalnız olumsuz düşüncelerinizi ifade etmeyin. Mümkün olduğu kadar sık, olumlu davranışlarını beğendiğinizi dile getirin.
  • Kurduğumuz iletişim sonucunda çocuğumuzla gereksinimlerimizin çatıştığı bir durumla karşılaştığımızda ne yapabiliriz?
    • Bu durumda güç kullanarak kendi isteğimize çocuğu zorlamak, ya isyankar ya da kendini ifade edemeyen ezik bir çocukla sonuçlanır.
    •  Bu durumlarda ‘kaybeden yok’ yöntemi kullanılabilir. Bu yöntemde çocuk ve ebeveyn durumunu içtenlikle ifade ettikten ve birbirini kabul ettiğini hissettirdikten sonra, konuya çözüm bulmak için birlikte çalışırlar. Verilmesinde kendi katılımı olan bir kararı uygulamak, zorla yaptırımı kabullenmekten daha kolay ve daha yapıcıdır.
    • ‘Kaybeden yok’ yönteminde şu basamaklar uygulanır:
      • Sorunu tanımlama
      • Olası çözümler üretme
      • Çözümleri değerlendirme
      • En iyi çözüme karar verme
      • Kararın nasıl uygulanacağını belirleme
      • Çözümün uygulanışını değerlendirme için izleme
    • Uygulama sırasında yoğun duygular ve sorunlar yaşanabilir. Genel iletişim kurallarına uymaya, içten ve saygılı olmaya devam etmek çözümü kolaylaştırı.
    • Gerektiğinde anne-babaya da ceza verilebilir.
    • Yöntem çocuklar arasında çıkan sorunların çözümü için de kullanılabilir.
 
Çocuğumuzla iyi iletişim kurabilmemiz için en önemli noktalardan biri de, saygı ve sevgi temelli bir iletişimin, anne ile baba arasında ve ailenin çevresiyle olan ilişkilerinde de geçerli olmasıdır. Çocuklar dinleyerek değil, izleyip örnek alarak ve yaşayarak öğrenirler.
 
Sevgi, saygı, anlayış, içtenlik ve dürüstlüğün olduğu her toprakta sağlıklı, mutlu ilişkiler büyür. Sevgiyle kalın.

 

 

ATOPİK DERMATİTLİ HASTALARDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR
 
  • Zamanla tamamen geçme ihtimali yüksek olmakla birlikte, o zamana kadar bu hastalık tekrarlayıcı özellik göstermektedir. Hangi ilacı kullanırsa kullansın tedaviyle düzeldikten bir süre sonra lezyonları aynı veya farklı yerlerde tekrar çıkabilir. Ancak alınacak önlemlerle lezyonların sıklığı ve şiddeti azaltılabilir.
  • Çocuğunuzun cildinin kuru olması hastalığını kötüleştirecektir. Her gün sabah akşam tüm vücuduna nemlendirici krem sürünüz.
  • Sık banyo yaptırınız (her seferinde saçını yıkamanıza gerek yoktur) ve banyodan sonra mutlaka tüm vücuda nemlendirici krem uygulayınız. Banyoda çocuklar için uygun sabun ve şampuanları kullanınız. Sürterek, keseleyerek yıkamayınız.
  • Tüylü, yünlü, kürklü, naylon içerikli giysiler giydirmeyiniz. Terletecek kadar kalın veya vücuda yapışan giysileri kullanmayınız. Pamuklu, hafif, bol giysiler tercih ediniz.
  • Bazı gıdalar çocuğun alerjisi olmasa bile lezyon sıklığını arttırabilir. Bu gıdaları sık ve bir seferde çok miktarda tüketmemesine dikkat ediniz.
    • Narenciye (portakal, mandalina, vb)
    • Domates
    • Çilek
    • Kivi
    • Çikolata ve kakaolu gıdalar
    • Kuruyemişler
  • Allerjik egzeması olan çocuklarda alerjik bronşit ve alerjik nezle gelişme riski diğer çocuklardan fazladır. Bu nedenle aşağıdaki durumlar olursa mutlaka alerji doktorunuza başvurunuz.
    • Geçmeyen, tedaviye yanıtsız öksürük
    • İnatçı burun akıntısı, kaşıntısı, tıkanıklığı, hapşurma
    • Gözlerde kızarıklı, kaşıntı, sulanma
    • Nefes darlığı
    • Göğüs ağrısı
    • Hırılıtılı nefes alma
    • Doktor tarafından bronşiyolit, zatüre gibi bir tanı alması
 

·        Allerjik egzema tedavisinde steroidli kremler kullanılmaktadır. Uygun şekilde ve kısa süreli kullanımda önemli yan etkiler beklenmeyen, çok etkili ilaçlardır. Lezyon çıktığında günde iki kez, yalnızca lezyon olan bölgelere ince bir tabaka halinde 3-5 gün uygulayınız. Güneş gören yerlere sürdüğünüzde uygulamadan sonra 2 saat güneşe çıkarmayınız. Aynı bölgeye 2 haftadan kısa aralarla tekrar uygulama yapmayınız. Bu tedaviyle geçmeyen veya sık tekrarlayan durumlarda alerji doktorunuza başvurunuz.

 

 

Ana sayfa | Hakkımızda | Bölümlerimiz | Doktorlarımız | Anlaşmalı Kurumlar | Haberler | İletişim