|

|
OSTEOPOROZ VE BESLENME |
Osteoporoz,
kemiklerde zayıflama nedeniyle kırık riskinin
arttığı bir hastalıktır. Osteoporoz kelimesinin
anlamı, delikli ve gözenekli kemiktir.
Yaşam boyunca, kemik hücreleri sürekli olarak
yapılır ve yıkılır. Yapım ve yıkım, yaşa ve bireyin
fizyolojik durumuna göre değişir. Büyümenin hızlı
olduğu çocuk ve adölesanlarda kemik oluşumu
kaybından daha fazladır. Kemikte en hızlı büyüme,
doğumdan yaklaşık 20 yaşa kadardır. Kemik mineral
yoğunluğu, 12-30 yaşlarında en üst düzeye ulaşır.
Kemik kaybı ise 30-40 yaşlarında başlar ve yaşam
boyu devam eder.
Osteoporoz, gerek ülkemizde gerekse dünyada
özellikle yaşlı nüfusu etkileyen, sinsi seyreden
önemli bir toplum sağlığı sorunudur. Osteoporoz
oluşumunda; kalıtım, cinsiyet, ırk, beslenme ve
yetersiz fiziksel aktivite gibi bir çok faktör
etkendir. Özellikle kadınlarda menapozdan sonra
östrojen düzeyindeki azalma kemik kaybının ana
nedenlerinden biridir. Bu dönemde, idrardan kalsiyum
atımındaki artış, barsaklardan kalsiyumun etkin
olarak emilmesindeki azalma, kemik kaybına neden
olur. Menapoz öncesi kemik kaybı yılda %0,3-0,5, menapoz
sonrası ise yılda %2-5’dir. Yaşam boyunca kadınlarda
%45-50, erkeklerde %20-30 oranında kemik kaybı
oluşur. Toplumda her üç kadından biri, 50 yaş üzeri
her beş erkekten biri osteoporoz riski taşımaktadır.
Gençlik yıllarında kemik mineral yoğunluğunu en üst
düzeye ulaştırmak, ileriki yaşlarda kaçınılmaz olan
kemik kaybını en aza indirir.
Kemiklerin esas maddesi olan kalsiyumun yeterli
miktarda alınması tüm yaş grupları için önemlidir.
Kalsiyumun en iyi kaynakları süt ve süt ürünleridir.
Sütün içerdiği az miktarda D vitamini ve süt şekeri
olan laktozun varlığı bu besinleri değerli kılar.
Kalsiyumun iyi kaynakları, pekmez, susam, fındık,
fıstık ve benzeri sert kabuklu yağlı tohumlar, yeşil
yapraklı sebzeler, kurubaklagiller ve kurutulmuş
meyvelerdir. Kemik sağlığını korumayı sağlayan mikro
besin öğelerinden biri de D vitaminidir. Bu
vitaminin ancak %10’luk kısmı besinlerle alınabilir.
Asıl kaynağı güneş ışığıdır.
Kemiklerdeki mineralizasyonun tam olabilmesi için
magnezyum, çinko, bakır, mangan, fosfor, flor,
vitamin K, vitamin C gibi diğer mikrobesin öğelerine
de ihtiyaç vardır. Dört ana besin grubunu oluşturan
besinlerin yani süt ve süt ürünleri, et-yumurta-kurubaklagiller,
taze sebze–meyveler ve ekmek-tahıl grupları
birlikte aynı öğünde -bireyin gereksinmesine uygun
miktarlarda- tüketilmeli ve her defasında bu
gruplardan farklı besinler seçilerek çeşitlilik
sağlanmalıdır.
Düşük vücut ağırlığı, yüksek miktarda hayvansal
kaynaklı protein kullanmak, aşırı tuz, şeker ve
kafein tüketimi, doymuş yağ içeren besinlerin
sıklıkla kullanılması, aşırı posa tüketimi, sigara
ve alkol osteoporoz sürecinin hızını artıran
öğelerdir.
Kemik erimesini engellemek veya yavaşlatmak için
haftada dört kez, 30-60 dakikalık fiziksel
aktivitede bulunmak son derece faydalıdır. Özellikle
yürüyüş gibi ağırlık aktarımı ve direnç egzersizi
yapılması kırık riskini %50-70 oranında
azaltmaktadır. Asemptomatik olan kişiler iki yılda
bir kez, kemik erimesi teşhisi konan hastalar ise
yılda bir kez kemik mineral dansitometre ölçümü
yaptırmalıdırlar.
Sahip olunan genetik özellikler değiştirilemez ancak
osteoporozu önlemek veya yavaşlatmak için beslenme
şekli sağlıklı hale getirilebilir, yaşam tarzı
değişiklikleri yapılabilir.
|
Dr.
Ayhan YİĞİT
Dahiliye Uzman |
Nurdan AYDIN
Uzman Diyetisyen |
|